Ben Dünyanın En Akıllı İnsanıyım

Kişisel gelişim türündeki kitaplara hep bir önyargı ile yaklaşmışımdır. “Beni benden daha iyi tanıyan kimse yoktur, o hâlde kime göre neye göre yazılır bu kitaplar?” diye düşünüp okumamışımdır. Bu kitabı almamdaki tek sebep kitabın adıydı. Biraz ilgi uyandırıyor aslında… “Adam kendini mi övmüş acaba?” kitapta diye düşünüyorsun. Nitekim aldım ve okumaya başladım. Başta çok eğlenceliydi. Esprili bir dille yazılmış, akıcı bir “kişisel gelişim” kitabıydı. Ancak yazarın sürekli “Bak! İyi düşün! Aslında o öyle değil” tarzı, sonradan aşırı sıkmaya başladı. Özellikle de anlattığı bazı şeylerin safsata olduğunu öğrenince bu ve diğer üç kitabına verdiğim paraya acıdım.. Kitabında bu safsataya verdiği örnek üzerinden devam edeyim.

Verilen örnekte bir sepetin içinde dört renk top var. Bu toplardan birinin rengi mavi. Gözün kapalı bu sepetten mavi topu seçme olasılığın nedir? Evet, %25. Ancak yazara göre bu %50. Çünkü sepetten ya mavi topu seçersin, yada mavi olmayan topu seçersin. İlk bakışta “evet ya olasılık aslında %50″ dedirtiyor. Bu mantık çok hoşuma gitti ve derhal matematik mezunu arkadaşlarla paylaştım ve yazarın bu mantığından bahsettim. Bu mantığa deneysel olasılık deniyormuş. Yani yeni bir şey keşfetmiyorsun. Ancak sözcüklerde empoze edilen şey sanki yeni bir düşünce şekli gibi. Üzülerek belirtmek isterim ki benim eleğimden geçemedi.

Ben Dünyanın En Akıllı İnsanıyım” için bir yorum

  1. Ben bu kitabı okuduğum zaman çok eğlenmiştim. Standart kişisel gelişim kitaplarından ayrılan tek özelliği bence, “Yapabilirsin! Hadi olmadı! Herzaman %50 şansın var.” yani evet veya hayır. Ben buldum demiyor. Matematiksel mantık yürütmüyorum da demiyor. Olasılıkta olduğu gibi… Kendi hayatımızda da, ya öyle olursa, ya şöyle olursa ya bakılırsa vs… diye uzattığımız şeylerin evet veya hayıra indirgememiz ile ilgili 🙂

Bir cevap yazın