Dracula

Vampir mitosunun temeline inmeye karar verdim. Yoruma başlamadan önce Bram Stoker’in o derin hayal gücüne ve kalemine saygılarımı sunmak isterim.

Günümüzde vampir ve vampirizm temelli oldukça fazla kitap ve film mevcut, pek çoğu bizlerin begenisini toplayan eserler. Fakat vampir mitosunun bukadar meşhur olmasını sağlayan bir eser var.. Bu da Bram Stoker’in kaleminden beyaz sayfalara dökülen Dracula.

Peki neydi Dracula’yı bu kadar meşhur yapan şey? Nasıl olmuştu da çok büyük kitlelerin begenisini toplamıştı? Bunun cevabı kitabın bizzat kendisi, kapağı açıp okumaya başladığınız andan itibaren kitabı elinizden düşürmek oldukça zor. Stoker romanını karakterlerin tuttuğu günlükler şeklinde düzenlemiş, yani okuduğumuz diğer romanlardan çok daha farklı bir sistem ile çıkıyor karşımıza. Şunu belirtmek isterim ki Stoker’in kullandığı bu sistem gerçekten yazar için fazlasıyla zorlu. Neden mi? Çünkü bütün karakterlere çok iyi hakim olmanız gerekiyor. Onların duygularını, fikirlerini, olayları yorumlara biçimlerini ayrı ayrı ele almak ustalık ve cesaret isteyen bir iş. Genelleme yapacak olursam yazılan pek çok eserde yazarın 2 – 3 civarı ana karakteri olur, onlara çok iyi hakim olur ancak yan karakterlere aynı özeni göstermez, gerekte yoktur zaten. Stoker’in eserinde durumu farklı kılan şey ise hemen hemen bütün karakterlerin bir “ana karakter” kıvamında olması. Ancak yazar bunun üstesinden büyük bir ustalık ile gelmiş ve tadı damakta bırakan bir edebiyat ziyafeti sunmuş bizlere.
Bunların yanı sıra betimleme sanatında da bu konuda ün salmış pek çok yazara kafa tutabilecek bir performans göstermiş. Okuyucunun hayal gücüne de bağlı olarak, Stoker bizleri dünyasının içerisine taşımayı başarıyor. En duygusal anlardan en korkunç anlara kadar bütün sahneleri ince ince işlemiş ve okurken kendinizi birden o sahnelerin içerisinde buluyorsunuz.

Roman oldukça akıcı, bana “of” dedirticek hiç bir an olmadı okuduğum süre zarfında, sayfalar ve saatler birbirini izledi. Ayrıca kitapda ki “Van Helsing” karakteri romanı fazlasıyla eglenceli bir hale getirmiş. Gerçekten Stoker’i böylesine müthiş bir karakteri bizlere kazandırdığı için tebrik etmek gerekli. Gerek olaylara tepkileri gerek kurduğu “meşhur” devrik çümleleri ile okuyucuya büyük keyif veriyor.

Lafı fazla uzatmadan sonuca gelirsem, Dracula vampir mitosu seven sevmeyen herkesin okuması gereken bir başyapıt bence. Bu kitap kendisinden sonra üretilen vampir mitosu içerikli roman, film ve dizilere bakış açınızı çok etkileyecek emin olun.

Bitirmeden önce İthaki Yayınları’nın çeviri ekibinide tebrik etmek istiyorum, Van Helsing gibi bir karakteri çevirmek gerçekten çok zahmetli ve zor bir olay. Harika bir iş çıkarmışlar ortaya.

İlginizi Çekebilir...

Kıyamete Bir Milyar Yıl Rus klasiklerini aşağı yukarı üç nesildir okuyoruz Türkçede. Bulgakov ya da Leskov gibi geç keşfedilen yazarların eserlerini de artık klasiklerden kab...

Bir cevap yazın