Drow Kızı

Drowlar’ın yaşadığı şehir Menzoberranzan anaerkil ve drow rahibeleri tarafından yönetilen bir şehir. Erkeklerin tamamen köle muamelesi gördüğü ve onları sadece üreme için kullandıkları bir yer. Böyle bir toplumun içinde gücü ve yeteneğiyle Menzoberanzan’ın başbüyücüsü olabilen birinci evin oğlu Gromph Baenre’den başkası değildir.

Gromph bir gün kulesindeyken kurduğu büyülü tuzakların bir bir harekete geçtiğini hisseder. Çok süre geçmeden de kapısı çalınır. En acımasız büyülerini hazırlayarak kapıdan girecek kişiye büyüsünü salıvermek üzere harekete geçer ancak kapıyı açtığında kimseyi göremez. Tam da kapıyı kapatırken giydiği büyücü kıyafetinin ucundan ufak bir kız çocuğu çeker ve bal rengi gözleriyle gülümseyerek “Buradayım, aşağı bak” der. Gromph şaşkın bir şekilde küçük kıza bakarken ufaklığı içeri alır. Bu kızın çok büyücülükte çok yetenekli olduğunu düşünür ve bunu test etmek için uzaktan mor renkli drowlara özgü zararsız bir alev gönderir. Üzerine gelen alevi avuçları arasına alarak Gromph’a geri gönderir ve “Bak rengini gözlerimin rengine çevirdim.” der neşeyle. Gromph o an bu küçük kızdaki ışığı görmüştür ve aynı gece toplu bir suikast düzenlediği kızın evindeki herkesi öldürerek kızı evlatlık olarak yanına alır. Sonra ise tüm Menzoberranzan’a küçük kızı tanıtarak evlatlık olduğunu duyurur.

İşte Liriel Baenre’nin hikâyesi böyle sıra dışı başlıyor. Liriel de Drizzt gibi büyüdükçe Menzoberranzan’ın acımasızlığı ve kötülüğünden uzaklaşmak ister ama tek bir sorun vardır. Liriel ayrılmak istiyor ancak büyü gücünden vazgeçmek istemiyor. Çünkü drowların büyüleri sadece Karanlıkaltı’nda işe yarıyor. Liriel ise büyü gücünü de beraberinde götürebilmenin yollarını ararken sürpriz bir şekilde Karanlıkaltı’nın karanlık ve nemli tünellerinde biriyle karşılaşıyor.

Hikâye olarak sevdiğim bu seri ile ilgili kurgu, akıcılık yaratıcılık gibi unsurlara bir sonraki kitap olan “Karmaşık Ağlar” da devam edeceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir