Şahane Hatalar

Çoooook eskiden bir çocuk kitabı serisi okumuştum. Çok farklıydı, garipti, merak uyandırıcıydı. Kitabı okurken bölüm sonlarında seçimler yaptırıyor, yapılan seçimlere göre belirtilen bölümlere geçip macerayı kendi seçimlerinizle değiştirebiliyordunuz. 8-10 yaşlarında bir çocuk için muazzam birşey! Kitap kendini defalarca okutturuyordu.

Şahane Hatalar da bunun yetişkin versiyonu işte. 6 kitaplık serinin ilk kitabı. Aslında öyle şahane bir kitap da değil. Yani Nobel falan almaz. Baş ucunuzda bir ömür durup açıp açıp okumanız gerekmez. Kendisi oldukça kalın ama okuması günler sürmez… Taş çatlasa; iki saatlik işi var kitabın… İki saatte, olanı anladın, anladın. Sonra ver bir arkadaşına, o da anlasın.

Kitabımız şöyle; ilk sayfadan başlıyorsunuz, bir hikaye okuyorsunuz. İşte bu sizin başlangıç noktanız.
Kısa hikayenin sonunda karşınıza iki seçenek çıkıyor. Birini seçip seçtiğiniz şıkkın sayfasına gidiyorsunuz, oradaki hikayeyi okuyunca yine iki seçenek sizi bekliyor. O iki seçenekten birini seçiyorsunuz yine, sonra hoop seçtiğiniz hikayeye. Kendi seçimlerinizle kendi romanınızı yazıyorsunuz işte. Hayatın kendisi gibi. Herkes aynı hikayeden çıkıp seçimleriyle bambaşka hayatlara sürükleniyor.
Biri zengin olurken, öbürü Japonya’ya yerleşiyor, diğeri mahkeme salonunda ölüyor, diğeri mutluluğu yakalıyor, başka biri yalnızlık içinde hayata veda ediyor.

Kitap sana diyor ki; bazen hatalı kararlar en güzel olayların başınıza gelmesini sağlayabilir ve iyilik her zaman ödüllendirilmez.
Seçeceksin, sen, sadece sen seçeceksin, karar verirken düşünsen iyi edersin çünkü hayatın tercihlerinden ibaret! Yaaa yok öyle suçu başkalarına atmak, anladın sen.
Ben kendi romanımın ilk seferinde mahkemede öldüm, ikincisinde Japonya’da huzurlu bir hayata kavuştum. Bakalım sizin başınıza neler gelecek.
Kitabın güzelliği ve eğlencesi; sizi uyandırmasında, baştan beri bilip de unuttuğunuzu hatırlatmasında. “Benim başıma bunlar neden geldi” sızlanmalarına başlamadan önce, seçimlerinizi gözden geçirmeyi denersiniz artık.

Beklenti olarak daha karmaşık bir yapı veya hikâyenin daha ağır olmasını bekliyorsunuz ancak ne yazık ki değil. “Daha iyi olabilirdi sanki ya” dedirtiyor. Bana göre kurgu çerez gibi geldi ve bunu iyi anlamda söylemiyorum.

Bir cevap yazın