Tanrının Maskeleri

Mitoloji her şeyin kökenindeki anahtardır. Sizi kaynağa indirecek ve o kaynağı da tüm işleyişiyle öğretecek bir dizi Tanrının Maskeleri.

Hangi konuya el atarsanız atın, mutlaka mitolojiye başvurma gereği duyarsınız. Çünkü hepsinin başında o gelir, her taşın altından bir mit çıkar karşımıza. Dinler için de böyledir bu… Coğrafyası farklı olsa da birçoğunun anlattığı hikâye benzer ögelerle doludur. Joseph Campbell’in “Tanrının Maskeleri” üst başlıklı mitoloji kitapları bunu tüm yönleriyle ortaya koyan bir çalışma…

Çoğumuz el kitaplarından, mitoloji okumuşuzdur. Belki yeni kuşak da sinema çıkışlı popular kültürün etkisiyle kimi mitolojik hikâyeleri, en azından kahramanları biliyordur… Türk yazın ve yayın tarihinde “mitoloji” kitaplarının da büyük bir yeri olduğunun altını çizmek gerekir.

Bizim yazarlarımız, şairlerimiz de mitolojiden yararlanmışlardır. Divan şiirinden Melih Cevdet’e, Necatigil’e, bugüne kadar birçok isim sayabiliriz. Türkçe’de seçkin de bir külliyatı vardır ve hepsi birbirinden önemlidir. Şimdi ise yazacağım dört ciltten oluşan “Tanrının Maskeleri” dizisi, başvuru kitapları arasında yer alması gereken, ancak birikime ihtiyaç duyan bir seri.

Joseph Campbell’in “Tanrının Maskeleri” dizisi, bütün dünya mitolojilerinden bir seçme değil; mitolojiyi insanlığın ürettiği anlama ve anlamlandırma çabası olarak başta felsefe, antropoloji, psikoloji olmak üzere diğer disiplinlerden ve edebiyattan da yararlanarak çözümlediği ve aynı anda bütün bu insanlık birikiminin mitolojiden yararlanarak da anlaşılabileceğini ortaya koyan bir kitap. Dünyanın tarihe geçmiş ve antropologlar eliyle toplanmış mitosların anlamlı bir bütünsellik içinde öğrenirken, Freud, Jung, Mann, Spengler, Schopenhauer, Nietzsche, Goethe, Wagner, Joyce, Picasso ve daha birçok düşünür ve sanatçının bu dünyaya bakışlarına, farklı bir yaklayşımı da beraberinde getiren bir kitap. Sırasıyla, İlkel Mitoloji, Doğu Mitolojisi, Batı Mitolojisi ve Yaratıcı Mitoloji adını verdiği ciltlerde kutsal ve mitik olanları ortaya koyuyor.

İlkel Mitoloji ayrımını şöyle izah ediyor Campbell;Bütün dünya mitolojilerinin karşılaştırmalı incelemesi, insanlığın kültürel tarihini bir bütün olarak ele almaya bizi zorlamaktadır. Ateşin çalınışı, tufan, ölüler ülkesi, bakirenin doğurması ve dirilen kahraman gibi temalar bütün dünyaya yayılmıştır ve her yerde yeni yeni bileşimler içinde görünürler; oysa ki kaleydoskop içindeki parçalar gibi, yalnızca belli sayıda ve hep aynıdırlar. Eğlence amacıyla anlatılan masallarda, açıkçası bir oyun ruhuyla hafife alınan bu tür mitsel konular, dinsel bağlamlarda da işlenmektedirler; ama buralarda yalnızca yaşanmış doğrular diye görülmeyip, kültürün bütününün canlı tanığı olduğu gerçekliklerin açıklanması olarak da anlaşılmaktadırlar. Dinler hem tinsel yetkisini hem de tensel  güçlerini bunlardan türetirler.

 

Doğu ve Batı Mitolojilerini farklı ciltlerde ayrı ayrı şöyle ele alıyor;Doğu ve batının mitos ve ritüelinin eriminde coğrafi bölünme yeri İran yaylasıdır. Doğuya doğru, iki tinsel eyalet Hindistan ve Uzakdoğu; batıya Avrupa Levant. Doğuda, varlığın temelinin  son noktada düşünme, imgelem ve tanımdan aşkın olduğu düşüncesi egemendir. Nitelendirilemez… Dolaysıyla, Tanrı, insan ve doğanın iyi, adil, merhametli veya şefkatli olduğunu tartışmak yetersiz kalmaktadır. Doğu ve batının, yakın doğuda uygarlığın şafağı doğduktan sonra çağımızda birbirlerine karşılıklı olarak yeniden keşiflerine kadar çeken zaman içinde ilk varlığın, gerçekte birken iki olanın mitosunda birbirine zıt anlatımlar geliştirilmiş olmaları, mitolojilerinin ve dolayısıyla psikolojilerinin ne kadar ayrıştığını ortaya koyar. Doğu Mitolojisi, yaşam karşısında birey adına ve toplumun bir üyesi olarak üretilen kültürel yanıtların tanrısız erdemini Hint, Çin ve Japonya’nın felsefe, sanat ve siyaseti, tarih ve toplumsal yapısı bağlamında irdeler, insanlık serüveninin kast, devlet ve ata söylemleriyle üretimini sürdürür…

Batı Mitolojisi, doğu, İran düalizmi ve batının Orta Doğulu kökenlerini ortaya koyarak, anaerkil dönemden anaerkil döneme, kahramanlar çağından tanrılar çağına, büyük klasiklerden büyük dinlere ve reformasyona ulaşır. Vecd ve ruhban, cennet ve cehennem, snimizm ve natüralizm karşı karşıya gelir…”

Bugünün okurunun en çok ilgisini çekeceğini düşündüğüm Yaratıcı Mitoloji adlı IV. Ciltteki birçok filozofun, edebiyatçının, düşünce dünyasından adları eserleriyle birlikte anarak sıradışı bir okuma listesi, zengin bir kaynakça sunuyor aslında.

Yaratıcı Mitoloji cildinde Avrupa’nın pagan destanlarıyla İslam-Hint kaynaklarını buluşturan Hristiyanlık efsanelerinin yeni bir kalıba dökülüşünü araştırıyor. Tür olarak tanımlanan insanın, birey olma çabasında kendini ve gerçeği arayışının yanı sıra, ders çıkarabileceği veya öykünebileceği yeni mitoloji üretiminin heyecanlı, tehlikeli ve bitmeyecek serüvenini ele alıyor Campbell.

Bazı kitapları edinirken, özel bir sınıflandırma uygulamanızı salık veririm. Önemli, temel müracaat kitapların kıymeti, zaman içinde anlaşılır, ilk anda belki “neden bu kitabı aldım” sorusunu zihninizde dolandırabilirsiniz. Ama kısa zamanda doğru bir hareket olduğunu da anlarsınız.

Başta söylemiştim “Mitoloji her şeyin kökenindeki anahtardır.” Dinlerin ve edebiyatın hamurunda vardır… Eğer bir şair, bir yazar, bir filozof bundan yararlanarak, onu özümseyerek bir eser yaratmışsa, onu anlayabilmeniz için yapacağınız ilk iş onun kaynağına inmektir. Bu da evrensel kaynak da mitolojidir. Sizi kaynağa indirecek ve o kaynağı da tüm işleyişiyle öğretecek bir dizi “Tanrının Maskeleri” ve kütüphanenizin temel taşlarından biri olacak.

Peki Joseph Campbell kimdir?
Joseph Campbell, 1904’te New York’ta doğdu. Çocukluğunda Kızılderililere duyduğu ilgi, onun dünyanın değişik yerlerinde değişik çağlara ait mitosların karşılaştırmalı bilimine götürdü. 1925 ve 1927’de Colimbia Üniversitesi’nde BM ve MA dereceleri aldı. Beş yıl Paris ve Münih’te Ortaç Fransızcası ve Sanskrit üstüne çalıştı. California’da John Steinbeck ve Ed Ricketts’le Canterbury Scholl’da, 1934’ten itibaren de otuz sekiz yıl Sarah Lawrance Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Birçok yayımlanmış eseri bulunan Campbell, 1987 Kasımı’nda öldüğünde Historical Atlas Of World Mytbology adlı dizisinin ikinci  cildi için Hanolulu’da çalışıyordu.

Bir cevap yazın